Dursun Bulut’un Armağanı Bir Günüm Oldu

Dursun Bulut’un Armağanı Bir Günüm Oldu

bir köyde kelebek uçmuyorsa yani
akşam kızıllığında görünmüyorsa bir ay
üzerime abanan bir kâbusa sarılırım

serüveni yarım kalmış bir köyün
adı yoksa ta uzaklarda bir yerde
ve ona ben vermişsem adımı
yani yeniden imar etmişsem külümden
sigara dumanından bir bina
ya da kaç zemheri gece
bir taş yuvada çığlıklarla beslenmişsem
bu benim serüvenim

işte dursun bulut diye biri
bana bu günü böyle armağan etti
nasıl bir yaşama sığdıysa bilemediğim
bu cılız bedenim
öyle sığdım ve sığındım güne
avunmak için tipide ve boranda
kuytu bir taş dibinde
seyrettim hayatımı
bir kitabın
nemli mürekkebinden

gün doğmadan, daha horozlar ötmeden
daha şairler gibi nara ve incire yemin etmeden
serkeş ama emin adımlarımı
her gece bir sevgi pınarında yıkamak için
her gece bir çiçeği sevmek için
bir goncayı kopardım dalından

yani ben kelâmı öyle hoyratça kullanamam
yani ben alkışlamayı bilmem dört elle
yani benim hikayemde bir köyün adı
eğer dursun bulut değilse
kelâmım bengisudur
tadamaz ondan her kimse

ekim’ 2000

Müştehir Karakaya