Panayır

Panayır

Susadım susuzluğa

Suyun bolluğunda

Hasretim insanlığa

İnsan panayırında

Dursun Bulut

Mavi perdede

Mavi perdede

Martıların kanatlarında

Umut dalgalanır

Kabarır deniz

Özlem dolu gözlerle

Bekler sevdiğini

Kayan yıldızları gök

Ve

Ve apansız bir avcı

Sallar misinasını

Ağzı köpürmüş akrep çatalı

Dili

Pabuç inciri gibi

En şirin yem

Seviyorum

Aşk oltasında

Bir deniz kızı

Mavi perdede

Can verir gibi

Vurur kumsala

Bir deniz gibi

Ve

Sırnaşır tüysüz kediler

24/01/2006/taslak Haziran2008 düzeltme ve ekleme

Dursun Bulut

Bu şiirin hikayesi:

İstanbul‘ ilk geldiğim yıl bir dostumda misafir olarak kalıyordum. Kitaplığından rastgele bir kitap aldım. Sunay Akın’ın ‘Antık Acılar’ şir kitabıydı bu. Sayfa 37 ‘Beyaz Perde’ de şiirini okurken taslak olarak ortaya çıkmıştı. Yayınlanmamış yanıttır.

Kim

Kim

Oğul verir gibi uğuldar başım

Gönül kovanıma çomak sokan kim

Ab-ı hayatla bir oldu göz yaşım

Göz güherlerimden hayat bulan kim

Dursun Bulut

İz

İz

Zaman berisi girift derin çizgiler

Zaman anları ben ötesi muhal dizgiler

95

Dursun Bulut

Gizlesende

Gizlesende

Ben hep vardım senin içinde

Kirpiklerinin düğümlendiği yerde

Salınırdım kimi zaman ıslak

Kimi hercümerc benliğinde

Buz kesmiş tandır gibi yüreğin

Kapatsanda bana gözlerini

Benim çöl gibi kanayan

Savrulan ruh ikliminde

Ben hep vardım senin içinde

Ben sevdim

Seveceğini sevdim

Saklamanı, sakınmanı

Ve saklanmanı sevdim

Ben zaten hep sendim.

haziran 08

Dursun Bulut

Bir yaz yağmurudur diner sanmıştım

Bir yaz yağmurudur diner sanmıştım

Bir yaz yağmurudur diner sanmıştım
Kendimi unutup sana yanmıştım
Bilemezdim ahu sele kapıldım
Gönül oyununda sana kanmışım

Hadi tut elimden sevdam demiştin
Her aşk bir oyundur çık gel demiştin
Bilemedim ahu dile kapıldım
Hicranım vuslatım hepsen demiştin

Aşkım ruhum canım özümde esen
Sensiz sırılsıklam bu harap beden
Bir kırık aynada güle kapıldım
Ne olur çıkta gel her neredeysen

Bilemedim ahu sele kapıldım
Bilemedim ahu dile kapıldım
Bir kırık aynada güle kapıldım
Bir yaz yağmurudur diner sanmıştım

‘Aşk diye bir şey olsaydı; ben diye bir gerçek olmazdı.’

Dursun Bulut

Dursun Bulut

Bir yağmurla bana gülümsemiştin

Bir yağmurla bana gülümsemiştin

Henüz sonbahardı yaprak dökümü
Bir yağmurla bana gülümsemiştin
Güz bahçesindeki diken sökümü
Gül bahçesi gibi gülümsemiştin

Şimşekler çakıyor an gürlüyordu
Gönül saatini sona kurmuştu
Ensemde kılıcı hep parlıyordu
O park duruyordu zaman durmuştu

Hani susmuş sinmiş kırıktı dallar
Kirpiğin eğrisi gibiydi çamlar
Hüznün bağladığı karalar allar
Orda salıncakta salınır gamlar

Salınan zülüfün haberdi sanki
Bir kuş kanadında ben varmış gibi
Yağmurla gelendin yağmurdun sanki
Yüreğime düşen damlalar gibi

Ve şimdi mevsim yaz geldiğin gibi
Onca yağmur sonu yiten iz gibi
An gibi can gibi can alır gibi
Gidersin ardında kalan hiç gibi

Dursun Bulut

Dursun Bulut

Bir başıma beni bana bırakma

Bir başıma beni bana bırakma

‘Derdim nice bir sinede pinhan ederim ben
Bir ah ile bu alemi viran ederim ben’
NEFİ

Duydum kapatmışsın aşkımdan yana
Bana çıkan yollar hardır diyorsun
Bilmem ki ne yapmış bu gönül sana
Kalma git gözlerin yardır diyorsun

Ne söylersen söyle o gönül bende
Dilin git desede gözlerin bende
Bilmem ki ne yapmış bu gönül sana
Sevdamın ateşi kardır diyorsun

Ardımdan ağlama sayki bir rüya
Geceler bir hayal sabahı hülya
Bilmem ki ne yapmış bu gönül sana
Sevmek ayrılmaktan zordur diyorsun

Kalma git gözlerin yardır diyorsun
Sevdanın ateşi kardır diyorsun
Sevmek ayrılmaktan zordur diyorsun
Gitme kal sevgilim yanıbaşımda
Bir başıma beni bana bırakma

Dursun Bulut

Dursun Bulut

Dünlerin Bakiyesi

Dünlerin Bakiyesi

Geç zaman geç biteviye geç

Babamdan kalandır ağlamak

Daha ben doğduğum zamandan

Düş hesap düş

Böyle bonkör olmam her zaman

Dünden bu güne kalan

Ve gebe yarına

Hesabından ümidin

Yarınları düş

Geç zaman geç

Beni bana senle bırakmadan geç

Dök olgun ağacımın körpelerini

Çırp çırpabildiğin kadar

Benim anlatabileceğim sevinçlerim kadar

Seni utandıracak hüzünlerim var

Seninde benim gibi

Bir gün sonun var

Dursun Bulut

Dursun Bulut

Çağrış

Çağrış

Merhaba güzelim merhaba

Şimdi yoksun yanımda

Beklediğim ama

Bir türlü çalmayan kapıda

Ve benim gibi

Uzayıp giden tramvay yoluna

Bir ucundan sarkarak balkonunun

Gözlerim uzaklarda seni özlemle

Tutkularım boğulur kaygılarda

Sarar benliğimi bir zincir gibi

Örselenir kanatlarım bir kelebeğin

Ürkekliğiyle titrekliğiyle

Dalından koparılan bir çiçek gibi

Her geçen an sana solan

Bin görüp bir sevdiğim

Şu gönül bahçesinin

Yakama taktığım en narin çiçeği

Şimdi konaksız harap nerede nasıl

Ne yapacak bu gönül kelebeği

Dursun Bulut

Dursun Bulut

« Daha eski yazılar Yeni yazılar »